Ehl-i Sünnet Müdafaası

Ehl-i Sünnet Müdafaası

Bu sayfayı hazırlamaktaki maksadım "Ehl-i sünnetin müdafaası" için bir bilgi ve belge bankası meydana getirmektir. Faydalı olacağı ümidi ile başladım. Allahü teâlâ hâlis niyet, hayırlı netice ve muvaffakıyet nasib etsin. Bu sayfayı ziyaret eden kardeşlerimden hayır dualarını istirham ederim. (Daha fazla bilgi için sayfanın altına bakınız.)

28 Ocak 2012 Cumartesi

İmam-ı Birgivî'nin Duası








"Ey yardım isteyenlere yardım eden ve ey muzdar [çaresiz, ihtiyaç halinde] kalmış olanlara cevab veren... Ey erhamer-râhimîn ve ey günahkârları bağışlayan! Habibin Mustafa ve Peygamberin Müctebâ hürmetine (salevatların en üstünü, tazimlerin en kâmili onun üzerine olsun) ve bütün Nebiler ve Mürseller, melâikei mukarrebîn hürmetine (hepsine salât ve selâm olsun) ve Habibinin Eshabı hürmetine (onlar ki önce geçenlerdir, bizden önce iman etmişlerdir, Sen onlardan râzı oldun, onlar da Senden râzıdır) ve onlara ihsan ile tabi olanlar hürmetine (hepsine rahmet ve gufran olsun), bize rahmet et, bizler mücrimleriz, günâhlarımızı ve hatalarımızı itiraf ediyoruz. Bizim günâhlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve bizi ebrâr [iyi, salih kimseler] ile beraber öldür. Sen Rahîmsin, Gaffarsın, günâhkâr kullarının ayıplarını örtersin. Amin. Amin. Ey erhamer-râhimîn ve ey ekremel-ekremîn."

Kaynaklar:

1. İmam-ı Birgivî rahimehullah (vefatı m.1573), Tarikat-i Muhammediyye, Demir Kitabevi, 4. baskı, s. 274.
2. Muhammed Hâdimî rahimehullah (vefatı m. 1762), Berika, Kahraman Yayınları, c. 4, s. 236-237.

Murat Yazıcı

22 Ocak 2012 Pazar

Mehmet Talü'ye Cevap: Salevâtı Kısaltarak Yazmak

Mehmet Talü kendisine sorulan bir soruya şöyle cevap vermiş:

http://dinimeseleler.org/soru-a-cevap.html?id=1419&lang=tr&subtask=allq&task=q

Soru: Efendimizin adı anılınca s.a. gibi kısaltmalar kullanmak doğru mudur? Bir arkadaşım bizleri uyardı. S.A. kürtçede köpek anlamına geliyormuş.
Cevap: Bu kısaltmalar yazıda gerçekleşmektedir. Zaten konuşurken bu şekilde kısaltma yapılmaz. Yazıda bu kısaltmalar mutlaka Hz.Muhammed, Hz.Peygamberimiz, Resulullah, Efendimiz tabirlerinin peşine geldiği için sözünü ettiğiniz durum gibi bir sakınca doğurmaz. Çünkü böyle bir kısaltmadan biz şunu anlarız: Bunu yazan burada salâvat getirmiş ve de getirilmesi gerektiğini bize işaret olarak yazmıştır.

Talü'nün sözü burada bitti.  Mehmet Talü'nün burada yazdığı görüşün kaynağı nedir? Eğer, bu Talü'nün şahsi görüşüyse, bir kıymeti yoktur. Eğer nakle dayanıyorsa, muteber bir kitapdan naklettiyse, bunu niye yazmıyor? Okuyucular bu tür "kaynaksız" cevaplara itibar etmemeli, sual sorduğu kişiden mutlaka kaynak göstermesini beklemelidir.

Nişancızâde Muhammed bin Ahmed rahimehullah (vefatı h.1031/m.1622) Osmanlı Devleti zamanında Edirne kadısı idi. Mir'ât-ı Kâinât kitabında diyor ki:

"Âlimler demişlerdir ki, bilgisiz kâtibler ve yazıdan üşenenlerin S.A.V. yahud A.S. yazmaları uygun olmayıp, kesinlikle bundan sakınmak lâzımdır." (Mir'ât-ı Kâinât, Berekat Yayınevi, c. 1, s. 642)

İmam-ı Birgivî rahimehullah (vefatı h.981/m.1573) diyor ki:

"Resulullah'ın sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem ve sair Peygamberlerin aleyhimüsselam ism-i şerifi zikrolununca salavat getirin ve bu mübarek isimleri yazdığınız zaman kısaltılmış bir işaretle iktifa etmeyin, olduğu gibi yazın." (Birgivî  Vasiyetnamesi, Bedir Yay., s.55)

Kâdîzâde Ahmed efendi rahimehullah (vefatı h.1197/m.1783), İmam-ı Birgivî’nin kitabının şerhinde şöyle diyor:

"(Kitap yazarken de yazmalı, işaretle iktifa etmemelidir.) Çünkü, mekruhdur demişlerdir." (Birgivî Vasiyetnâmesi Şerhi, Bedir Yayınevi, s.226)






 


Murat Yazıcı

21 Ocak 2012 Cumartesi

Mehmet Talü ve Alkol

Milli Gazete yazarlarından Mehmet Talü 17 Nisan 2009 tarihli, "Kuyu Suyu..." başlıklı yazısında şöyle diyor:

http://www.milligazete.com.tr/makale/kuyu-suyu-122698.htm

Bir de: "Sirkede, hamurda, bozada, yoğurtta, pek çok meyve ve sebzede de alkol vardır. Ancak bunların haram olduğunu söyleyen kimse olmamıştır." deniliyor. Halbuki: Sirke, boza, yoğurt ve birtakım sebze ve meyvelerde bulunan alkol, onlara sonradan ilave edilmiş olmayıp, muhtevalarında tabii, doğal olarak mevcuttur. Meyve ve sebzelerde tabii, doğal olarak bulunan alkol ile sonradan ilave edilen alkol arasında fark vardır. Zira sirkede, hamurda, bozada, yoğurtta, pek çok meyve ve sebzelerde tabii, doğal olarak bulunan alkol, daha farklı bir alkol çeşidi "etanol", yüksek oktanlı aromatik alkol olup tabii, doğal halindedir, bozulmamıştır ve sarhoş edici özelliği yoktur. "Etil alkol" ise tabii, doğal değildir, sonradan yapılmıştır, "etanol"ün bozulmuş halidir ve sarhoş edici özelliğe sahiptir. Uygun olmayan şartlarda bekletilen meyve ve sebze sularında zaman içinde, bozulma ve kokma neticesinde etil alkolleşme oluşumu başlamaktadır. Tıpkı taze balık ile bozulmuş, kokmuş balık gibi. Taze balık vücuda faydalıdır, fakat bozulmuş, kokmuş balık zehirler.

Mehmet Talü'nin sözü burada bitti.

Mahmet Talü bu bilgileri nereden veya kimden almış olduğunu belirtmiyor, kaynak göstermiyor. Herhangi bir kimya kitabına bakılırsa, şu hususlar hemen anlaşılır:

1. "Etanol" ve "etil alkol" aynı maddenin iki değişik ismidir. İngilizce, "ethanol" ve "ethyl alcohol" diye yazılırlar. Etanol ve etil alkolün farklı olduklarını söylemesi fahiş bir hatadır.

2.  Etanolün sarhoş edici olmadığını söylemesi de hatalıdır. Etanol sarhoş edici olmasaydı, şarab veya rakı içenler sarhoş olmazdı.

3. Bazı tabii gıdalarda (meyve ve sebzelerde) etanol/etil alkol olduğu doğrudur. Bunlar bekleyip kokuştukça, içlerindeki etanol (etil alkol) miktarı artar. Yoksa, "etanol, etil alkole dönüşür" diye bir şey yoktur.

4. Mehmet Talü etanol için kullandığı "yüksek oktanlı aromatik alkol" tabirini nereden almış bilemiyorum. Aromatik alkollerde "benzen" gurubu vardır. Etanol/etil alkol bu gurubu ihtiva etmez.

Buradaki fahiş maddî hatalar bir yana, Mehmet Talü'nün yazısında göze çarpan esas arızalar şunlardır:

1. Hiç bilmediği bir konuda, kesin emin bir üslupla tamamen yanlış bilgiler vermektedir. 2. Kaynak göstermemektedir. 3. Her konu, uzmanına sorulmalı, danışılmalıdır. Soruşturmadan yazması, gerçekten zararlı olabilecek bir yaklaşımdır.

Not: Etanol ve etil alkol isimlerinin aynı kimyevî maddenin iki değişik ismi olduğu gerçeği için herhangi bir kimya kitabına bakılabilir. Mesela, bkz. Prof. Dr. Tahsin Uyar (çeviri editörü), Organik Kimya, Güneş Kitabevi, Ekim 1992, Ankara, sayfa 285.

Murat Yazıcı

18 Ocak 2012 Çarşamba

İmam Şa’rânî ve Tevessül

Büyük hadîs ve Şâfi’î fıkıh âlimi Abdülvehhâb-ı Şa’rânî (vefatı 973 [m. 1565]) rahimehullah diyor ki:

Hazret-i Âişe radıyallahü anhâ şöyle buyurmuşlardır: "Bir hacet gidermenin anahtarı, hacet arzetmeden önce sunulan hediyedir." Sözlerine devamla, "Allahü teâlâya hamdü senâda bulunursak O'nun rızasını almış oluruz. Efendimize salât ve selâmda bulunursak o hacetin gerçekleşmesinde, Allah katında bizlere şefaat ve yardımını sağlamış oluruz. Zira Allahü teâlâ kitabında şöyle buyuruyor: (Allah'a yaklaşmak için vesile arayın.)"
...
Şeyhim ve efendim Aliyyü'l-Havvâs'ın şöyle konuştuğunu duymuştum: (Allahü teâlâdan bir şey isteyeceğiniz zaman, Efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem adıyla o şeyi isteyiniz ve şöyle dua ediniz: "Ey Allah'ım! Sevgili Peygamberin Muhammed Mustafa hürmetine senden şunu... isterim" şeklinde dileğinizi açıklayınız. Zira, Allah'ın bir meleği vardır ki, bu isteğinizi anında Efendimize sallallahü aleyhi ve sellem bildirir ve O'na "Filanca kişi şu haceti için senin Allah katında aracı olmanı istemektedir" der. Efendimiz de sallallahü aleyhi ve sellem, o kişinin isteğini Allah'a yapacağı dua ile gerçekleştirir. Çünkü Efendimizin dua ve istekleri Allahü teâlâ tarafından geri çevrilmez.)

Bir kimsenin Allah'ın velîleri aracılığı ile bir istekde bulunması halinde keyfiyet Allah'ın özel melekleriyle velîlere bildirilir. Onlar da o kimsenin isteğinin gerçekleşmesi için Allah'a dua ve şefaatte bulunurlar. Allahü teâlâ onların dua ve şefaatlerini geri çevirmeyerek kişinin hacetini giderir.

Kaynak: el-Uhudü'l-Kübrâ, Bedir Yayınevi, [1. Bölüm, 126. Ahid:] s. 339

Murat Yazıcı

Yazıların Kaynakları

Bu sayfadaki yazılar genel olarak şu iki kategoriden birine girmektedir:
1. Gazete, dergi veya kitaplardan alınmış kısımlar veya makaleler. Bunların yazarları ve hangi kaynaktan alındığı açıkca belirtilmiştir. İstifadeli olduğunu ve mühim bilgiler ihtiva ettiğini düşündüğüm yazıları -muhtevalarını değiştirmeden- buraya aldım. Bu tür yazılarda ifade edilen görüşler yazarlarına aittir.
2. Kendi araştırmalarıma dayanan, çeşitli kitaplardan ve makalelerden istifade edilerek derlenmiş yazılar. İstifade edilen kaynaklar listelendikten sonra genellikle "Hazırlayan: Murat Yazıcı" ifadesi yazının sonuna eklenmiştir.
Bu sayfadaki yazıların mühim bir kısmını çeşitli forumlarda yayınlamıştım. Bu tür yazılarımı düzeltmeler ve ilaveler yaparak burada toparladım. Gerektiğinde eski yazılara yeni belge ve bilgiler ekliyorum.
Not: Sayfanın sol üst köşesindeki rakam, 3 Ocak 2009'dan bu yana bu sayfanın kaç kere görüntülendiğini göstermektedir. Bu rakama blog yöneticisinin girişleri dahil değildir.

Yazıların Kullanım ve Dağıtımı Hakkında

Bu sayfadaki yazıları kopyalayabilir ve kullanabilirsiniz. Buradaki herhangi bir yazıyı başka bir sitede yayınlarsanız, bu sayfaya ( http://muratyazici.blogspot.com/ ) bağlantı vermenizi rica ederim. Zamanla ilave başlıklar eklemenin yanı sıra, mevcut başlıklara da yeni belgeler eklemeyi planlıyorum. Bu sayfaya bağlantı verildiği takdirde, her okuyucu ilgilendiği yazının en yeni haline ulaşma imkânına sahip olacaktır.

İrtibat

Teklif, tavsiye, düzeltme ve ikazlarınızı (E-mail) adresimi kullanarak bana duyurabilirsiniz: yazici.murat95@yahoo.com.tr. Yazdıklarınızı başkalarının da görmesini isterseniz, ilgili yazıya "yorum" gönderebilirsiniz. Yorumlar gönderildikten ancak bir süre sonra sayfada yayınlanabilmektedir. (Not: Soru sormak için lütfen yorum göndermeyiniz; yorumların çoğunu yayınlayamıyorum. Ancak e-mail mesajlarının hepsine cevap veriyorum.)