Ehl-i Sünnet Müdafaası

Ehl-i Sünnet Müdafaası

Bu sayfayı hazırlamaktaki maksadım "Ehl-i sünnetin müdafaası" için bir bilgi ve belge bankası meydana getirmektir. Faydalı olacağı ümidi ile başladım. Allahü teâlâ hâlis niyet, hayırlı netice ve muvaffakıyet nasib etsin. Bu sayfayı ziyaret eden kardeşlerimden hayır dualarını istirham ederim. (Daha fazla bilgi için sayfanın altına bakınız.)

20 Aralık 2008 Cumartesi

Abduh’un Siyonist Dostu

Muhammed Abduh’un Siyonist Dostu
Richard James Horatio Gottheil


yusuf hanîf

Muhammed Abduh, devrindeki pek çok mezhebsiz/modernist gibi garblı mütefekkirlere husûsî bir alâka duymuş, bâzısıyla bizzat görüşmüş, bâzısının da eserlerini okumuş, terceme etmiş ve fikirlerinin te’sîrinde kalmışdır. Ya’ni Avrupa’nın müstesnâ bir yeri vardır şeyxin hayâtında. O kadar ki, “rûhunu yenileme” fırsatını ancak oralarda bulur! Charles C. Adams’ın ifâdeleriyle:

“İlki kendi planlamasıyla değil de şartların sevkiyle gerçekleşen Avrupa seyahâtlerini öylesine teşvîk edici ve kıymetli buluyordu ki, müteâkib seneler her ne zaman –kendi ifâdesiyle– ‘rûhunu yenileme’ ihtiyâcı hissetse defeâtle Avrupa’ya gitmişdir (el-Menâr, 8.c., 466.s.). Abduh devâm ediyor, ‘Avrupa’ya her zaman Müslümanların mevcûd hâlini iyileşdirme ümîdiyle gitdim.’ Fakat memleketine döndüğünde, karşılaşdığı meşakkatlerin cesâmeti ve kendi insanlarının inatçılığı, fütursuzluğu ve gevşekliği bu ümidlerini zayıflatmışdır. ‘Hâlâ’, diyor Abduh, ‘ne zaman Avrupa’ya gidib de orada bir-iki ay kalacak olsam bu ümidlerim yeniden canlanır ve imkânsız gördüğüm muvaffâkiyet artık bana kolay gibi gelir’ (el-Menâr, 8.c., 466.s.).” [1]


Böylesine bir garb hayrânının garblı dostlarının da olması gâyet tabiîdir. Nitekim şeyxin müstemleke vâlisinden ajanına, masonundan siyonistine, İslâm‘cı’sından kavmiyyetçisine, xıristiyanından yahûdisine ilh. kırk türlü çevreden ahbâbı, dostu, yârânı olmuşdur. Denebilir ki şeyx, bu çorba networküyle dinler ve sâir haşerât arası diyaloğun erken bir numûnesini sergiler gibidir. İsmâ‘îl Kara beye göre bu durum “Abduh’un tesirlerinin ne kadar etkin ve yaygın olduğunu gösterir”miş.[2] El-hâq öyledir. Meselâ, aşağıda da bahsedeceğimiz üzere şeyx, siyonistleri bile bu ‘etkin ve yaygın te’sîr sahâsı’na dâhil edebilmişdir! Fakat burada mes’ele, böylesi bir te’sîr sahâsının müfti, muslih, müfessir, müctehid, mü(te)ceddid, mütekellim, feylesof ilh... bir Abduh için ne ifâde etdiği olmalıdır. Ne yazık ki İsmâ‘îl bey bu mes’elelere temâs etmiyor. Abduh’un böylesine farklı ve zıt çevrelerin hüsn-i teveccühüne mazhâr oluşunun, ya’ni te’sîr sahasının genişliğinin elbet de bir îzahı olmalı. Öyle ya, acabâ Abdullah Cevdet ve emsâli a’dâ-yı dîn, Abduh gibi bir İslâm “âlim”inde nasıl bir cevher gördüler de ondan müteessir oldular?[3] Cevâbı verilmesi gereken soru budur. Bizce bu teveccühün sebebini İslâm’ı sâdece bir “araç” olarak gören ve kullanmak isteyen modernist siyâsetde aramalıdır. A. Cevdet’in aşağıdaki satırları bu siyâsetin menfûr gâyesini beyân ediyor:

“Esbâbını taharrî zâid olan ba’zı müessirât netîcesi olarak Müslümânların ekseriyyeti Müslümân olmayan medeniyyete mu‘ârız ve muxâlif görünüyor, ânı qabûl etmiyor ve bundan sonra da etmeyecekdir. Hâl bu ki ‘aynı esâsât-ı medeniyyeyi Müslümânlar bir zümre-i münevvere-i İslâmiyyenin elinden axz ve telaqqîde hîç bir muxâlefet etmeyeceklerdir.” [4]

Mes’ele, bu “zümre-i münevvere-i İslâmiyye”yi bulmakdı. Ondan sonrası kolaydı. [5] İşte Abduh ve emsâli zevât, sözümona bu münevver zümredendiler. Bu sebeble aynı siyâseti tervîc eden Garblılar indinde de hayli i’tibâr ve şöhret sâhibiydiler. Meselâ İngiltere’nin Mısır müstemleke vâlisi Lord Cromer (Evelyn Baring), Abduh’u ve bânisi olduğu fikrî mektebi her türlü teşvîk ve desteğe lâyık görür, mensuplarını Avrupalı reformcuların tabiî müttefîki sayardı. [6] Nitekim kitâbında da şeyxi yıllarca teşvîk etdiğini, vakitsiz ölümüne herkesden ziyâde kendisinin üzüldüğünü yazar. [7]

Arapları “Türklerin boyunduru”ğundan kurtarmak için hayli çırpınmış ve Cemâleddîn Efgânî ile birlikde Osmanlı Hilâfetine karşı Arap Hilâfeti fitnesini körüklemiş [8]; İslâm’da reform da’vâsına kendini adamış ve bu uğurda hayli mürekkeb isrâf etmiş [9] İngiliz fahrî ajanı Wilfrid Scawen Blunt da Abduh’a fevkalâde derin muhabbet besleyen ve hatta onu kendine hoca seçen garblılardandır. [10] Nitekim Abduh’dan öğrendiklerini The Future of Islam nâm İslâm reformu ile ilgili türrehâtını da hâvî eserinde tecessüm etdirir. [11] Tıpkı Cromer gibi o da hiçbir desteğini esirgemez “en azîz dostum” dediği [12] Abduh’dan. Meselâ Abduh Urâbî isyânı sebebiyle mahkûm olunca Urâbî, o ve diğer mahkûmların müdâfaâsını yapmak üzere İngiltere’den husûsî bir avukat getirtir. [13] Şeyxle çok samîmi olduklarını, birbirlerinden hiçbir şeyi gizlemediklerini ifâde eden Blunt [14] ona daha da yakın olabilmek için kendi arâzisinden bir dönümlük arsa da erir. Abduh da oraya yazlık inşâ eder.[15]

Burada hatırlanması gereken mühim bir husûs, birbirleriyle kedi-köpek misâli kavgalı olan Lord Cromer ile Wilfrid Scawen Blunt gibi adamların [16] en büyük müştereklerinin Abduh olmasıdır! Tıpkı bunlar gibi, kırk yıl bir kazanda kaynatılsalar aslâ biraraya gelmeyecek daha nice unsurlar şeyxin networkünde biraraya gelebilmişlerdir. İşte bunlardan –tetebbuâtımıza nazaran– bugüne kadar adından hiç bahsedilmemiş biri daha var ki, şeyxin te’sîr sahâsının fevkalâde “etkin ve yaygın” olduğunu bir kez daha te’yîd ediyor. Mevzû-i bahs kişi Richard James Horatio Gottheil’dır. Gottheil Sâmi dilleri mütehassısı olmakla iştihâr etmiş bir müsteşriqdir. Fakat Gottheil’ın bir şöhreti daha var ki, o da faâl bir siyonist olmasıdır! Gottheil’ın Abduhla olan münâsebetine ve ona beslediği derin muhabbete geçmeden evvel kendisinden bir nebze de olsa bahsetmek faydalı olur diye düşünüyorum.

Siyonist Müsteşrik Richard Gottheil

Columbia külliyesi Sâmi dilleri âlimi olan Richard James Horatio Gottheil (1279-1355/1862-1936), Amerika’nın siyonist liderlerinden olan meşhûr reformcu haham Gustav Gottheil’ın oğludur.

Richard Gottheil Amerika’daki Yahûdi çevrelerinin ma’rûf sîmalarından biri olub “American Federation of Zionists”in reisliğini ve “American Jewish Historical Society”nin de reis muâvinliğini yapmış, faâl ve âteşîn bir siyâsî siyonistdir. Siyonist bir cem’iyyet olan “Zeta Beta Tau Fraternity”nin bânisi, “Jewish Institute of Religion”ın da müessislerindendir. [17] “Federation of Zionist Societies of Greater New York” 1898’de onun liderliğinde teşkîl olunmuşdur. [18] Amerika’yı ciddî ma’nâda siyâsî siyonizmle tanıştıran mühim şahsiyyetlerden biri de odur. [19] Theodor Herzl’in siyonist da’vetine icâbet eden ilk zevât arasında da yer alır. [20] Siyonist cereyânı neredeyse bitirecek derecede şiddetli ihtilaflara ve münâkaşalara sebeb olan “Uganda mes’elesi”nde [21] Herzl’e destek vermiş nâdir şahsiyyetlerdendir. [22] Harb-i Umûmî’de de Müttefiklere verdiği açık ve harâretli destekden dolayı Chevalier de la Légion d’Honneur nişânıyla taltîf edilir (1337/1919). [23]

Siyonizm’in târihine dâir İngilizce ilk eserleri veren kişi de yine Gottheil’dır; Zionism (1332/1914), bu miyandaki meşhur te’lîflerindendir. [24]

Gottheil Abduhla 1311’de (1894) İsviçre’de tanışır. Şeyx, Evien les Bains’ın şifâlı sularından istifâde etmek için gitmişdir oralara. Daha sonra da Mısır’da görüşürler. Gottheil, baş Müfti olmuş Abduh’a arz-ı ihtirâm eder.

Peki böylesi gayretli bir siyonist, bugün bize büyük mücâhid, müctehîd ve hatta hızı alamayanlara göre mü(te)ceddid diye takdîm edilen Abduh’a ne diye muhabbet besler dersiniz? Acaba Abduh gibi reformculara duyulan bu alâka, reformcu bir babanın oğlu olmakdan mı kaynaklanıyor? Bunun ipuçlarını, Gottheil’ın aşağıda hülâsâsını vereceğimiz yazısında bulmak mümkündür diye düşünüyorum.

Gottheil Abduh’un vefâtı üzerine “Müteveffâ Mısır Müftisi Muhammed ‘Abduh” serlevhâsıyla neşretdiği mevzû-i bahs makâlesini [25] şeyxin hâtırası büsbütün nisyâna terkedilmesin diye yazdığını, malzemesini de bizzat Abduh’dan ve Abduh’un gözde talebelerinden ve aynı zamanda da kendi hocası olan Ahmed Ömer el-Mahmasânî’den[26] aldığını ifâde ediyor. [27]

Siyonist Gottheil’ın Abduh’u

Gottheil yazısına, mezhebsizlerin klasik retoriğine fevkalâde benzer bir şekilde İslâm dünyâsının perişân ahvâlinden bahsederek başlıyor. Ona göre İslâm dünyâsının târihde bugünkü kadar güçsüz ve öncü dimâğlardan mahrûm olduğu zamanlar azmış. Avrupa’dan Afrika’ya, Asya’dan Polenezya’ya –İslâm devlet veyâ medeniyetinin hangi köşesine bakarsanız bakın– devlet idâresinde, felsefede, hukukda veyâ edebiyatda bir zamanlar medeniyyete rehberlik etmiş ve şeref vermiş usta dimâğlar artık yokmuş. Hakîki ilim mahsûlü eserler hiç bugünkü kadar nâdir, Arab tefekkürü hiç bu kadar sessiz değilmiş. Müslümanlar ömürlerini şerh, muxtasar, tekmile, telxîs ve zeyl yazmakla heder ediyorlarmış. Bulak, İstanbul, Kazan veyâ Fez’deki matbaalar ya ticârî endîşelerle eski kitapları, ya da muâsır muharrir müsveddelerinin kıymetsiz risâlelerini tab’ ediyorlarmış. Hâsılı kalem, Müslümanların elinden yabancıların eline geçmiş. İslâm târihini ve ilâhiyâtını artık Müslümanlar değil bu yabancılar geliştiriyorlarmış. [28] İşte ‘Abduh, bu ma’nevî/fikrî zillet karanlığında, daha muqaddes devirlerin an‘anesini ihyâ etme gayretiyle temâyüz etmiş ender şahsiyyetlerden birisiymiş. [29] Onun içindir ki “Muhammed ‘Abduh gibi mümtâz bir şahsiyyetle; masallarda ve hikâyelerde tasvîr edilen o en saf Arabların bütün bir asâleti ve zerâfetiyle mücehhez, herkese karşı munsif ve âdil, hakîkatde ve ziyâdesiyle fukarâperver, nâzik ve kibar bir adam ile dostluk kurmak, bu imtiyâza sâhib olanlar için nâdide bir hâtırâ”[30] imiş.

Bu medh u senâdan sonra şeyhin târihce-i hayâtı, Mısır’ın siyâsî ve iktisâdî ahvâli anlatılıyor. [31] Ezher külliyesine modern bir ruh aşılamak husûsunda ‘Abduh’un yerini doldurabilecek kimseyi tanımıyormuş Richard Gottheil![32]

Gottheil, Abduhla ilk kez onun İstinaf Mahkemesi reisliği sırasında tanışmış. Şeyx 1311’de (1894) Evien les Bains’ın şifâlı suları için İsviçre’ye gitmiş. O sıralar Arabca’dan başka lisân bilmezmiş. Gottheil 1322’de (Şubat 1905) hürmetlerini beyân için şeyxi Ezher’de ziyârete gittiğinde Abduh mükemmel bir Fransızcayla “dokuz yıl kadar evvel İsviçre’de New Yorklu bir profesörle tanışmıştım.” demiş. Abduh’un zamanla Fransızca’yı gramer i’tibâriyle kusursuz bir şekilde ve hemen hemen bir Parisli aksânıyla konuşacak kadar iyi öğrendiğini söylüyor. Fakat bundan da ötesi, sıradan Mısırlılar gibi Avrupa’nın dış görüntüsüne aldanmayıp muâsır medeniyete nüfûz edebilmiş olmasıymış.

“Muhammed Abduh ciddî bir hayat sürdü ve tefekkürün muâsır Avrupa’daki inkişâfını ciddî bir şekilde tedkîk etdi. Molière ve Victor Hugo’yu, Schiller ve Goethe’yi, Kant ve Schopenhauer’i okudu: ve onunla Sünnîliğin [Mohammedan orthodoxy] mustahkem kalesi olan Dâru’l-‘Ulûm’un mukaddes salonlarında oturur yepyeni hayâtına dâir sohbet ederdik.”[33]

Şeyxin bu “yepyeni hayatı”, mezkûr garblıları okumakdan hâsıl olmuş olmalı!?

Gottheil Abduh’un tefsîrinden de bahseder. Onun tefsîri, mu’tâd tefsirleri biçimsizleştiren ve çarpıtan sarfî ve dînî tekebbürden ve ölçüsüz tahrîflerden ârî imiş! Yorumlarında muâsır bir ruh varmış ilh...[34]

İşte siyonist müsteşriq Richard Gottheil’ın Abduhla ilgili şehâdeti. Bilmem ki başka söze hâcet var mı?

[1] Charles C. Adams, Islam and Modernism in Egypt: A Study of the Modern Reform Movement Inaugurated by Muhammad ‘Abduh, University of London Press, London, 1352 (1933), 67.s..
[2] İsmail Kara, Amel Defteri, Kitabevi nşr., İstanbul, 1419 (1998), 203.s..
[3] Bkz. Doktor ‘Abdullah Cevdet, “Emvât-ı lâ-Yemût: Şeyx Muhammed ‘Abduh”, İctihâd, (Kâhire ve Cenevre), 11. ‘aded, 1. sene, Safer-Rebî‘u’l-evvel 1324 (Nisan 1906), 163-165.s.; Doktor ‘Abdullah Cevdet, “Şâhzâde Şeyxu’r-Reîs Hazretleriyle Mülâqât”, İctihâd, (İstanbul), 126. ‘aded, 5. sene, 15 Kânûn-i Sânî 1330 (1915), 447. Kezâ M. Şükrü Hanioğlu, Bir Siyasal Düşünür Olarak Doktor Abdullah Cevdet ve Dönemi, Üçdal nşr., İstanbul, trz., 137-138, 151, 184, 191, 339.s.. Şükrü beye göre Cevdet, “İslâm’ı muâsır ilim ve materialism ile âhenk içerisinde yeniden yorumlayacak yeni bir Abduh olma hayâlleri kurar”mış (M. Şükrü Hanioğlu, “Blueprints for a Future Society: Late Ottoman Materialists on Science, Religion, and Art”, Late Ottoman Society: The Intellectual Legacy, ed. Elisabeth Özdalga, RoutledgeCurzon, London, 1426 [2005], 53.s., kezâ 54 ve 62.s.).
[4] Abdullah Cevdet ile yapılmış ve Le Reveil de la Turquie’de neşredilmiş bir mülâkatdan nakleden Celâl Nûri (İleri), İttihâd-ı İslâm: İslâm’ın Mâzisi, Hâli, İstikbâli, Yeni Osmanlı Matba‘ası, İstanbul, 1331 (1913), 378-379.s..
[5] Bu siyâsetin bizim târihimizdeki baş mümessilleri Jön Türklerdir, bkz., M. Şükrü Hanioğlu, Abdullah Cevdet, 129-158.s.; aynı mü., The Young Turks in Opposition, Oxford University Press, New York, Oxford, 1415 (1995), 200-203.s.; aynı mü., “Garbcılar: Their Attitudes Toward Religion and Their Impact on the Official Ideology of the Turkish Republic”, Studia Islamica, 86, 1418 (Ağustos 1997/2), 133-158.s.; aynı mü., “Blueprints for a Future Society”, 39-44, 49-67.s.; İsmail Kara, Din İle Modernleşme Arasında Çağdaş Türk Düşüncesinin Meseleleri, Dergâh nşr., İstanbul, 1423 (2003), 30, 56-59.s..
[6] The Earl of Cromer, Modern Egypt, 2.c., The Macmillan Company, New York, 1916, 180.s..
[7] Bkz. a.g.e., 2.c., 180-181.s./1. hâşiye. Cromer’ın târihce-i hayâtı için bkz., Roger Owen, Lord Cromer: Victorian Imperialist, Edwardian Proconsul, Oxford University Press, 1425 (2005).
[8] Bkz. Wilfrid Scawen Blunt, Secret History of the English Occupation of Egypt: Being a Personal Narrative of Events, Alfred A. Knopf, New York, 1340 (1922), 61, 68.s.; aynı mü., Gordon at Khartoum: Being a Personal Narrative of Events in Continuation of “A Secret History of the English Occupation of Egypt”, Stephen Swift and Co., Ltd., London, 1329 (1911), 492.s.. Kezâ ve mutlakâ Malatyalı Muhammed Reşâd, Cemâleddin Efganî Etrafında Makaleler, (Bedir nşr.), İstanbul, 1416 (1996), 140-141, 149-157.s.; Nikki R. Keddie, Sayyid Jamāl ad-Dīn “al-Afghānī”: A Political Biography, University of California Press, Los Angeles, 1391 (1972), 229-246.s..
[9] Bkz. Wilfrid Scawen Blunt, The Future of Islam, Kegan Paul, Trench & Co., 1, Paternoster Square, London, 1299 (1882), husûsiyle 132-173.s.. Blunt “Gayr-i kâbil-i cerh otorite” şeklinde tavsîf etdiği Şerî‘at-ı Ğarrâ’yı reformun önündeki en güçlü engel olarak görür (a.g.e., 161.s.). Ayrıca Michael Denis Berdine, “The Accidental Tourist, Wilfrid Scawen Blunt, Islamic Reform and the British Invasion of Egypt in 1882”, Ph.D., The University of Arizona, 1421 (2001).
[10] Abduhla ilgili sitâyişkâr ifâdelerine bir misâl için bkz. Wilfrid Scawen Blunt, Secret History, 80.s., mezkûr kitâbın ii. sâhifesi Abduh’un İngiltere’de Avam Kamarası’nın önünde çekildiği fotoğrafla “tezyîn” edilmiş! Fotoğrafın hikâyesi şurada: Wilfrid Scawen Blunt, Gordon at Khartoum, 272.s.. Blunt’ın târihce-i hayâtı için bkz. Elizabeth Longford, A Pilgrimage of Passion: The Life of Wilfrid Scawen Blunt, London, Granada Publishing Ltd., 1402 (1982).
[11] Wilfrid Scawen Blunt, Secret History, 80-81.s.: “With him [Abduh, y.h.] I discussed (...) most of those questions I had already debated with his disciple, and between them I obtained before leaving Cairo a knowledge really large of the opinions of their liberal school of Moslem thought, their fears for the present, and their hopes for the future. These I afterwards embodied in a book published at the end of the year under the title of “The Future of Islam.” ”
[12] Wilfrid Scawen Blunt, My Diaries: Being a Personal Narrative of Events 1888-1914, 1.c., Alfred A. Knopf, New York, 1341 (1923), 338.s..
[13] Bu avukat A. M. Broadley’dir, bkz. A. M. Broadley, How We Defended Arábi and His Friends: A Story of Egypt and the Egyptians, 2. tab’, Chapman and Hall, Limited, London, 1301 (1884), 2-3, 110-112, 200, 227-237, 291.s..
[14] Wilfrid Scawen Blunt, My Diaries, 1.c., 138.s.; 2.c., 88.s..
[15] Bkz. Wilfrid Scawen Blunt, My Diaries, 1.c., 138, 338-339.s..
[16] O kadar ki, Blunt, Cromer’ın istifâ haberi geldiğinde zil takıp oynar âdetâ, bkz., Wilfrid Scawen Blunt, a.g.e., 2.c., 167.s..
[17] “Gottheil, Richard James Horatio (1862–1936)”, Encyclopedia Judaica, CD-ROM Edition, Version 1.0, Judaica Multimedia Ltd., İsrâil, 1417 (1997); Cengiz Kallek, “Gottheil, Richard James Horatio”, T.D.V. İslâm Ansiklopedisi, 14.c., T.D.V. nşr., İstanbul, 1416 (1996), 119-120.s..
[18] Jehuda Reinharz, “Zionism: Zionist Organization: In the United States”, Encyclopedia Judaica, CD-ROM Edition, Version 1.0, Judaica Multimedia Ltd., İsrâil, 1417 (1997).
[19] Lloyd P. Gartner, “United States of America”, Encyclopedia Judaica, CD-ROM Edition, Version 1.0, Judaica Multimedia Ltd., İsrâil, 1417 (1997).
[20] Joshua Bloch, “Richard James Horatio Gottheil 1862-1936”, Journal of the American Oriental Society, 56/4, Ramazân–Şevval 1355 (Aralık 1936), 478.s..
[21] İngiltere’nin kendi idâresindeki Şarkî Afrika’da (bugünki Kenya) muhtâr bir Yahûdi kolonisi te’sîs edilmesi amacıyla Zionist Organization’a yaptığı teklîfe umûmen “Uganda Planı” deniyor, bkz. Alexander Bein, “Uganda Scheme”, Encyclopedia Judaica, CD-ROM Edition, Version 1.0, Judaica Multimedia Ltd., İsrâil, 1417 (1997).
[22] Jehuda Reinharz, a.g.m..
[23] Joshua Bloch, a.g.m., 476, 479.s..
[24] Te’lîfâtı için bkz., Ida A. Pratt, “Selected Bibliography of R. J. H. Gottheil”, Journal of the American Oriental Society, 56/4, Ramazân-Şevval 1355(Aralık 1936), 480-489.s..
[25] Richard Gottheil, “Mohammed ‘Abdu, Late Mufti of Egypt”, Journal of the American Oriental Society, 28.c., 1325 (1907), 189-197.s..
[26] “Şeyx Ahmed Ömer el-Mahmasânî el-Beyrûtî.” Gottheil başka bir maqâlesinde kendisinden yine hocası ve Ezher hâfız-ı kütüb muâvini diye bahsediyor, bkz. Richard J. H. Gottheil, “An Eleventh-Century Document concerning a Cairo Synagogue”, The Jewish Quarterly Review, 19/3, 1325 (Nisan 1907), 471.s.
[27] Richard Gottheil, a.g.m., 190.s. ve 1. hâşiye.
[28] Richard Gottheil, a.g.m., 189.s..
[29] Richard Gottheil, a.g.m., 190.s..
[30] A.y..
[31] Richard Gottheil, a.g.m., 190-196.s..
[32] Richard Gottheil, a.g.m., 195-196.s..
[33] Richard Gottheil, a.g.m., 196.s..
[34] Richard Gottheil, a.g.m., 197.s..

Guraba Mecmuası, Sayı: 2

Hiç yorum yok:

Yazıların Kaynakları

Bu sayfadaki yazılar genel olarak şu iki kategoriden birine girmektedir:
1. Gazete, dergi veya kitaplardan alınmış kısımlar veya makaleler. Bunların yazarları ve hangi kaynaktan alındığı açıkca belirtilmiştir. İstifadeli olduğunu ve mühim bilgiler ihtiva ettiğini düşündüğüm yazıları -muhtevalarını değiştirmeden- buraya aldım. Bu tür yazılarda ifade edilen görüşler yazarlarına aittir.
2. Kendi araştırmalarıma dayanan, çeşitli kitaplardan ve makalelerden istifade edilerek derlenmiş yazılar. İstifade edilen kaynaklar listelendikten sonra genellikle "Hazırlayan: Murat Yazıcı" ifadesi yazının sonuna eklenmiştir.
Bu sayfadaki yazıların mühim bir kısmını çeşitli forumlarda yayınlamıştım. Bu tür yazılarımı düzeltmeler ve ilaveler yaparak burada toparladım. Gerektiğinde eski yazılara yeni belge ve bilgiler ekliyorum.
Not: Sayfanın sol üst köşesindeki rakam, 3 Ocak 2009'dan bu yana bu sayfanın kaç kere görüntülendiğini göstermektedir. Bu rakama blog yöneticisinin girişleri dahil değildir.

Yazıların Kullanım ve Dağıtımı Hakkında

Bu sayfadaki yazıları kopyalayabilir ve kullanabilirsiniz. Buradaki herhangi bir yazıyı başka bir sitede yayınlarsanız, bu sayfaya ( http://muratyazici.blogspot.com/ ) bağlantı vermenizi rica ederim. Zamanla ilave başlıklar eklemenin yanı sıra, mevcut başlıklara da yeni belgeler eklemeyi planlıyorum. Bu sayfaya bağlantı verildiği takdirde, her okuyucu ilgilendiği yazının en yeni haline ulaşma imkânına sahip olacaktır.

İrtibat

Teklif, tavsiye, düzeltme ve ikazlarınızı (E-mail) adresimi kullanarak bana duyurabilirsiniz: yazici.murat95@yahoo.com.tr. Yazdıklarınızı başkalarının da görmesini isterseniz, ilgili yazıya "yorum" gönderebilirsiniz. Yorumlar gönderildikten ancak bir süre sonra sayfada yayınlanabilmektedir. (Not: Soru sormak için lütfen yorum göndermeyiniz; yorumların çoğunu yayınlayamıyorum. Ancak e-mail mesajlarının hepsine cevap veriyorum.)