Hz. Ali minberdeyken bir soru sorulur ve "lâ edrî"
der. Biri, "bu minber cahillerin yeri değil" deyince şöyle cevap
verir: "Burası, ilmi bazı şeyleri kuşatıp bazılarını kuşatmayanların
mekânıdır. Her şeyi bilen ve ilmine hiçbir şeyin kapalı kalmadığı zat ise
mekândan münezzehtir"
Adana İl Halk Kütüphanesi, demirbaş numarası: 476, vr., 1a.
(nakleden: @tunamuhibbi)
Bu vesile ile bazı muteber ve meşhur eserlerde Hazret-i Ali'den radıyallahü anh nakledilen benzer sözleri burada derleyelim.
Şeyhülislâm İbni Hacer-i Mekkî rahimehullah (vefatı m. 1566) Hazret-i Ali'nin
radıyallahü anh eserlerini ve faziletlerini anlattığı bölümde şöyle aktarıyor
(es-Sava'iku'l-Muhrika, Bedir Yayınevi, s. 297):
Şafiî mezhebi fıkıh âlimlerinin büyüklerinden İmam
Abdülkâhir Ebû Mensûr el-Bağdâdî (vefatı m. 1037) rahimehullah meşhur
eseri el-Fark beynel-firâk'da Ehl-i sünnet âlimlerinin bu konuda icma
ettiklerini bildirmektedir:
"Ehl-i sünnet i'tikâdında olanlar, âlemin yaratıcısının
sonlu ve sınırlı olmaktan münezzeh olduğunu söylediler... Ehl-i sünnet, Allahü
teâlânın hiç bir mekânda olmadığı ve üzerinden zaman geçmediği hususunda
birleşmişlerdir. Mü'minlerin emiri Ali radıyallahü teâlâ anh şöyle demiştir:
(Doğrusu Allahü teâlâ, Arşı kudretini ortaya koymak için yaratmıştır. Kendi
zâtı için bir mekân olarak değil.) O yine şöyle demiştir: (Allahü teâlâ,
herhangi bir mekân yok iken de vardı. O, şimdi de, daha önce de var olduğu gibi
vardır.)" (El-Fark beynel-firâk, s. 261, Türk Diyanet Vakfı Yayınları,
Ankara, 2008)
Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhânevî rahimehullah (vefatı m. 1893) şu bilgileri
naklediyor:
"Hazret-i Ali'ye radıyallahü anh (Allahü teâlâ Arş'ı yaratmadan önce
nerede idi?) diye sorulduğunda şöyle cevap vermiştir: (Nerede kelimesi mekân
ifade eder, Allahü teâlâ mekândan münezzehdir.)
Câfer-i Sâdık, Allah'ı bilmek üç kelime ile olur diyerek, o kelimeleri şöyle
sıralamaktadır:
1. Allah bir şeyden yaratılmadı.
2. Bir şeyin içinde de değildir.
3. Bir şeyin üzerinde de değildir. Çünkü bu sıfatlar, kulların sıfatlarıdır.
Bu hususlar Bahrü'l-Kelâm ve Hulâsa isimli kitaplardan nakledilmiştir." (Camiu'l-Mütun,
Bedir Yayınevi, 7. Baskı, İstanbul 1996; s.48.)